top of page

İyileşmenin Görünmeyen Bedeli:Değişirken Kaybetmek ve O KayıplarınYasını Tutmak

  • pskelifterzioglu
  • 1 Tem
  • 3 dakikada okunur

"Ben değiştikçe neden insanlar hayatımdan çıkıyor?"

Danışanlardan sık duyduğum sorulardan biri bu.

Çoğu zaman insanlar psikolojik iyileşmeyi yalnızca daha mutlu olmak, kaygılarından

kurtulmak ya da kendini daha güçlü hissetmek olarak hayal ediyor. Oysa değişimin pek

konuşulmayan bir tarafı daha var: Bazı ilişkiler de seninle birlikte değişiyor. Hatta bazıları

sona eriyor.

Bu durum ilk başta ürkütücü gelebilir. Çünkü insan, kaybetmeyi doğal olarak tehdit olarak

algılar. Ancak her kayıp, yanlış bir yolda olduğunun göstergesi değildir. Bazen tam tersine,

doğru yönde ilerlediğinin sessiz bir işaretidir.

İlişkiler Neden Değişiyor?

Her ilişkinin kendine özgü bir dengesi vardır. Bu denge; iki kişinin iletişim biçimiyle,

sınırlarıyla, ihtiyaçlarıyla ve birbirlerine yükledikleri rollerle şekillenir.

Belki yıllarca herkesi memnun etmeye çalıştın. Kırılmamak için sustun. Hayır demekten

kaçındın. Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana attın.

Bu davranışlar zamanla ilişkinin doğal düzeni hâline geldi. Sonra değişime başladın, kendini

tanımaya başladın, sınır koymayı öğrendin, duygularını ifade etmeye başladın.

Aslında değişen sadece sen değildin; ilişkinin dengesi de değişmeye başladı ve işte tam bu

noktada bazı insanlar senin yeni hâline uyum sağlayabilirken, bazıları sağlayamaz.

Çünkü o ilişki, artık var olmayan eski "sen" üzerine kurulmuş olabilir.

Bu durum kimsenin kötü olduğu anlamına gelmez. Sadece ilişkinin eski dinamiğinin artık

sürdürülemediğini gösterir.

Peki İnsanlar Neden İyileşmekten Korkar?

Çünkü iyileşmek sadece yeni şeyler kazanmak değildir. Bazen bazı şeyleri geride bırakmayı

da gerektirir.

İnsan zihni, tanıdık olanı belirsiz olana tercih etme eğilimindedir. Buna psikolojide "statükoyu

koruma eğilimi" diyebiliriz. Yani bildiğim cehennem bilmediğim cennetten iyidir düşüncesidir.Çünkü insan şunu düşünür:

"Sınır koyarsam insanlar beni terk eder mi?"

"Artık eskisi kadar fedakâr olmazsam beni severler mi?"

"Kendimi öncelik yaparsam yalnız kalır mıyım?"

Aslında korkulan şey iyileşmek değildir.

İyileşmenin ardından hayatın değişecek olmasıdır.

Çünkü bazı ilişkiler, sen kendini ihmal ettiğin sürece devam ediyordu. Sen değiştiğinde onlar

da değişmek zorunda kalıyor. Herkes buna hazır olmayabiliyor. Bu yüzden bazı insanlar,

yıllarca kendilerine zarar veren ilişki biçimlerinin içinde kalabiliyor. Çünkü bildikleri acı,

bilmedikleri yalnızlıktan daha güvenli geliyor.

İyileşmenin Bir Parçası da Yas Tutmaktır

İşte en az konuşulan nokta da burası. Doğru kararı vermiş olmak, canının yanmayacağı

anlamına gelmez. Seni inciten bir ilişkiyi bitirebilirsin ve yine de özleyebilirsin.

Artık sana iyi gelmeyen bir arkadaşlığın sona erebilir ve yine de onun yokluğuna

üzülebilirsin.

Bu oldukça insani bir durumdur. Çünkü yas sadece güzel ilişkilerin ardından tutulmaz.

Hayatımızda yer etmiş, alışkanlık hâline gelmiş, umut bağladığımız her şey için yas

tutabiliriz. Bazen kaybettiğimiz kişi değildir.

Onun hayatımızdaki yeri, birlikte kurduğumuz hayaller, alıştığımız rutin, hatta o ilişkinin

içindeki eski benliğimizdir. Bu yüzden iyileşme sürecinde hem "Bu ilişki bana iyi gelmiyordu.

"

diyebilir hem de "Yine de onu özlüyorum.

" hissini aynı anda yaşayabiliriz.

Bu iki duygu birbirini geçersiz kılmaz.

Özlemek, Geri Dönmek Zorunda Olduğun Anlamına

Gelmez

İnsanlar çoğu zaman özlem duygusunu yanlış yorumlar.

"Demek ki onu hâlâ seviyorum.

"

"Demek ki ayrılık yanlıştı.

"

Oysa özlem her zaman geri dönülmesi gereken bir yere işaret etmez.

Bazen özlediğimiz kişi değil, tanıdık olan hissidir.Belirsizlik yerine alışılmış olanı istemektir. Acının bitmesini istemektir. İşte bu yüzden

iyileşme sürecinde kendimize şu cümleyi hatırlatmak çok değerlidir:

"Onu özlüyor olmam, geri dönmem gerektiği anlamına gelmiyor.

"

Psikolojik iyileşme; herkesi hayatında tutabilmek değildir.

Bazen iyileşmek, artık seni tüketen ilişkilerin devam edememesi anlamına gelir.

Bazen sınır koyduğun için insanlar senden uzaklaşır.

Bazen seni sadece eski hâlinle seven kişiler, yeni hâlinle ilişki kurmak istemez.

Ve evet...

Bütün bunlar can yakabilir.

Bu kayıpların yasını tutabilirsin.

Üzülebilirsin.

Özleyebilirsin.

Ama yaşadığın acıyı, yanlış yolda olduğunun kanıtı olarak görmek zorunda değilsin.

Çünkü bazen büyümenin en görünmeyen bedeli kaybetmektir.

Ve bazen o kayıplar, kim olduğunu değil; artık kim olmadığını gösterir.

İyileşmek her zaman kolay değildir.

Ama bazen hayatımızda açılan boşluklar, sonunda kendimize yer açabilmemiz için gerek.




 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

05303079722

©2020, milenyumpsikoloji tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page